23 Şubat 2015 Pazartesi
Ültimatom
Bilgisayarın ekranını kaplayan beyaz not defteriyle karşı karşıya gelmeyeli yıllar olmuştu. Yine bir pazar gecesi Tanrı benimle dalga geçer gibi içimdekileri kusmama izin vermişti. İyileşiyordum iyileşmesine ama benim iyi halim ona olandan halliceydi. Kötü hissetmiyordum. Onu beni olmadığım bir "şey"miş gibi bilmesini istemezdim. Adam gibi bir adamdı. Onu bulmam bile mucize sayılabilirdi benim durumumda. Damarlarına dokundukça hayatın aslında o damarlardan, kendiminkinden değil, onunkinden geçtiğini hissedebiliyordum. Dört parmağını yan yana birleştirmesi ve korkulacak hiçbir şey olmadığını söylemesi.. Eğer gerçekten korkuyor olsaydım onun yanında ağlayamazdım. Onun yanında ağladım. Ben aslında güç bela ayakta durdum. Jayne anlatır dururdu. Tanrıya çektiği ültimatomlar ve sonrası yaşanılanlar. Acaba bana aynısı olacak mı derken ona yaklaşıyordum. Çoğu zaman hezeyanla sonuçlanan hatta sonuçlanamayan ilişkilerimden bir başkası mı diye düşünürken ben, o pikap müziği hayali kuruyordu. Bazen her şey gerçek olmayacak kadar güzeldi. Onsuz yaşayamam demiyordum ama yaşamak istemezdim. Bensiz bal gibi yaşardı ama yaşamasındı. Bir ültimatom ben çekiyim diyebilirdim ama gerek yoktu. Bu gece, geceden kalma halimle sabaha ulaşmaya çalışacaktım. o beni az önce aramıştı. iyiyim demiştim. iyiydim. iyi idi. Beyaz ekran gözlerimi karanlık odada yakmaya başladı. Bu yazı işi iyiden hoşuma gitti. belki yine yazarım. o beni açık havaya çıkarmak istiyordu. aksi düşünülemezdi.