18 Ekim 2015 Pazar

Rahat fakat bize ait olmayan bir koltukta oturmuş sımsıkı sarılıyorduk. Karın sancıları öldürmek üzereydi beni. Ankara'daki patlamadan bir hafta geçmişti. Bana bir şeyler anlatır mısın dedim. Düşündü biraz..
Ankara'ya beni görmeye ziyaretime gelmişti. Sekiz gün kaldı. Neredeyse her anımı onunla geçirmiştim. Otogara göndermeye giderken bir saçımla beraber göndermişim onu Antalyalara..
O ve ötesi..
Ağrım dininceye kadar anlattı. Bende boynuna yerleşip, onu koklayıp durdum.
Yeni işime başlayalı üç haftayı geçmişti. Onunla sevgili olalı aylar, tanışalı yıl olmuştu. Öğretmeye çalışıyordum çocuklara güzeli, kendilerini, karşıdan karşıya nasıl geçeceklerini..
Her sabah arıyor beni. "uyanabildin mi güzeller güzeli" diyor. Bende ne varsa veriyorum öğrencilerime. Onun sesini duyduktan sonra kendimden olan hiçbir şeye ihtiyacım kalmıyor.
Evlerimin önü mersin.

12 Ağustos 2015 Çarşamba

biz. buz gibi bir kış. günü. tanıştık. Şubat. Eğer kışın. tanımasaydım seni. neyse. uyanıyım sessizce. üzerim. siyah askılı atlet. altım. kısa şort. sen gel arkamdan. sessizce. beyaz çarşafın içi.nden çıkıp. kedilere bakarken ben. elin. belim.e dola. bak dışarı. en kalın kazaklarımızı. kabanları. şapka. atkı alalım. sen annenin ördüğünü. dışarı çıkıp. limon.bal. peynir. geri gelip yatağa uzanalım. çıplak. çay.

6 Ağustos 2015 Perşembe

16 Temmuz 2015 Perşembe

25 yaş. bir şiirim eksik. sevgilim türkiye ve almanya saatine göre kutladı beni. zaman biraz daha büyüme zamanı. en azından o yanımda yokken öyle.

2 Temmuz 2015 Perşembe

29 Aralık anısına ilk önce , sonra ikinci, sonra üçüncü, sonra dördüncü, sonra beşinci  çalsın dursun.

Arada sen öğrettin, sen öğrettin ben tekrar tekrar dinledim.

1 Ocak'ı 2 Ocak'a bağlayan gece KL.'de  A, B,  C,  D,  vs  çaldı durdu. Bana şarkılar söyledi. Dans ettik. Üzerinde siyah uzun kollu tişörtü vardı. Üzüm vardı yanımızda yalnızca. Sabah sıcacık bir çayımız.

Hadi üzerine bi şeyler geçir, aşağı in. Kahvaltı yapalım.

Bir ay olmuş. Yalnızlığı gerçekten hissetmeden geçirdiğim bir ay! Sonrası çok önemli değil, o benim kabanımı tutarken, çıkıp onca yolu beni görmeye gelirken, hala konuşulmamış onca şey dururken, sonrası hiç önemli değil.


Az önce telefonla konuştuk. O günü hatırladık. Bildiğin delilik. Başkasıyla da bu delilikleri yapmak istemezdim. Daha çok eğleneceğiz. 03.07.2015

16 Nisan 2015 Perşembe

1 Mart 2015 Pazar

Dönme Dolap

Yirmi yıl sonra onu çocukluğuna götürdük. O güzel çocuk artık benim sevgilim. Bu kelimeyi ne kadar sevdim. Bilemez. İlk kez kullanıyor oluşum ona denk geldi. Bilemez. Onu şimdiden özledim. Tahmin eder. Yaşar Kemal vefat etti bugün. Bugün ilk defa o, yirmi sene sonra Ankara'nın en güzel parklarından birine daha gidip, çocukça sevinçler yaşattı ikimize. Biz zamanı hep dışarıda, el ele geçiriyorduk. Burunların aktığı bu soğuk Ankara günlerinde boğazımızı yumuşatmak için sıcak bir şeyler içip, kimsenin olmadığı yerlerde öpüşüyorduk. Dönme dolabın tam tepesinde, ışık hüzmelerinin içinde bana daha yaklaşmıştı. Fiziksel olarak değil elbette bu dediğim. O zaten bize dahildi. Kalben yaklaşmıştı. Kendi içini kendi içime yaklaştırmıştı. Eve gidince ona seslenişim onun uyumadan önce beni araması..

Şimdi biraz ders çalışıp, suratımdaki gülümsemeyi yarınki güneşe benzetebilirdim. Richard Hawley çalıyordu ve dünya benim için hiçbir şey ifade etmiyordu.

Bugün yirmisekiz şubattı. Şubat yirmisekiz çekiyordu. Saat akşam altı sularıydı. Uyudum. Uyandım. Büyüdüm ve küçük bir kız çocuğu bana bakıp, çok alıştım ben size dedi. Beni ben yapan tüm özelliklerin, güzelliklerin geri geldiğini görebiliyordum. Canı cehennemeydi herşeyin. Yaşar Kemal ölmüştü. Biz doğmuştuk.

23 Şubat 2015 Pazartesi

Of Mice and Men (1992)








 
 
 
Onunla izlediğimiz filmden yalnızca biri. kitabı okunmuş filmden ilk'i.

Ültimatom

Bilgisayarın ekranını kaplayan beyaz not defteriyle karşı karşıya gelmeyeli yıllar olmuştu. Yine bir pazar gecesi Tanrı benimle dalga geçer gibi içimdekileri kusmama izin vermişti. İyileşiyordum iyileşmesine ama benim iyi halim ona olandan halliceydi. Kötü hissetmiyordum. Onu beni olmadığım bir "şey"miş gibi bilmesini istemezdim. Adam gibi bir adamdı. Onu bulmam bile mucize sayılabilirdi benim durumumda. Damarlarına dokundukça hayatın aslında o damarlardan, kendiminkinden değil, onunkinden geçtiğini hissedebiliyordum. Dört parmağını yan yana birleştirmesi ve korkulacak hiçbir şey olmadığını söylemesi.. Eğer gerçekten korkuyor olsaydım onun yanında ağlayamazdım. Onun yanında ağladım. Ben aslında güç bela ayakta durdum. Jayne anlatır dururdu. Tanrıya çektiği ültimatomlar ve sonrası yaşanılanlar. Acaba bana aynısı olacak mı derken ona yaklaşıyordum. Çoğu zaman hezeyanla sonuçlanan hatta sonuçlanamayan ilişkilerimden bir başkası mı diye düşünürken ben, o pikap müziği hayali kuruyordu. Bazen her şey gerçek olmayacak kadar güzeldi. Onsuz yaşayamam demiyordum ama yaşamak istemezdim. Bensiz bal gibi yaşardı ama yaşamasındı. Bir ültimatom ben çekiyim diyebilirdim ama gerek yoktu. Bu gece, geceden kalma halimle sabaha ulaşmaya çalışacaktım. o beni az önce aramıştı. iyiyim demiştim. iyiydim. iyi idi. Beyaz ekran gözlerimi karanlık odada yakmaya başladı. Bu yazı işi iyiden hoşuma gitti. belki yine yazarım. o beni açık havaya çıkarmak istiyordu. aksi düşünülemezdi.

10 Şubat 2015 Salı